İnsan Öldüğünü Ne zaman Anlar? Ölünce Ruhu Nereye Gider?

İnsan Öldüğünü Ne zaman Anlar? Ölünce Ruhu Nereye Gider?

İnsan Öldüğünü Ne zaman Anlar? Ölünce Ruhu Nereye Gider?

İnsan Öldüğünü Ne zaman Anlar? Ölünce Ruhu Nereye Gider?

İnsan Öldüğünü Ne zaman Anlar? Ölünce Ruhu Nereye Gider?

Arkadaşlar! Ruh bedenden ayrılınca, yani insan ölünce artık biz onun bulunduğu âlemde sürdürdüğü hayatı müşahede edemiyoruz. Ama şer'î naslarda haber verilmiş olan her şeye de imanımızın gereği kesin olarak inanıyoruz. Gözlem ve deney sahasından uzak olan, dünyadaki duyularımızla idrak edemediğimiz bu fizik ötesi âlemde meydana gelen olayları ve ölümden itibaren insanların başına gelecek şeyleri ancak nakli delillerden yani ayet ve hadislerden öğrenebiliriz.

İşte insanların bu ebediyet yolculuğu esnasındaki halleri, âyet ve hadislerde yeter derecede izah edilmiştir. Öyleyse ebediyet yolcularının ilk yola çıkışları olan ruhun bedenden çıkışı ve ölünün cesedi kabre konuluncaya dek başına gelecek hallerden bahseden haberlere bir göz atalım. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmaktadır: "Sizden birinize ölüm geldiği vakit, elçilerimiz (meleklerimiz) onun ruhunu alırlar." Arkadaşlar, ölümün gerçek faili Allah Teâlâ'dır. O, hikmeti gereği, ruhları almakla ölüm meleğini (Azrail'i) görevlendirmiştir. Ölüm meleğinin ruhları alışı, Allah'ın izniyledir. Allah'ın izni olmaksızın bir sivrisineğin canını almaya bile güç yetiremez. Ölüm meleğinin yardımcıları, rahmet ve azap meleklerindendir.

Bir insan vefat edeceği zaman ölüm meleği ile birlikte rahmet ve azap melekleri de hazır olur. Bunların sayılarının üç rahmet, üç de azap meleği olmak üzere altı olduğunu bildiren rivayetler vardır. Ölen kişiyi iyilerden ise cennete, kötülerden ise cehenneme taşırlar. Ölüm anında kötüler pişmanlık duyarlar çünkü o esnada perdeler sıyrılır ve gidecekleri yeri görürler. Elbette o esnada artık yapılacak hiçbir tövbe de kabul olunmaz. Ölüm anındaki telaşı, Kur'an şöyle hatırlatıyor: Hayır! (Dünyayı âhirete tercihten vazgeçin!

Ölüm ânında) o (can), köprücük kemiklerine ulaştığı zaman, (Yanında bulunanlar tarafından:) “(Buna) okuyup ilaç yapacak kimdir?” denildiği zaman, Böylece o (ölüm döşeğindeki) kişi, o (başına gele)n (durum)un gerçekten (dünyadan) tam bir ayrılık olduğunu yakînen bildiği zaman, (Ölüm anında ve kefenlenirken) bacaklar birbirine dolaştığı zaman, İşte o gün sevkiyat sadece Rabbin(in emredeceği yere; cennet veya cehennem) edir! Bu ayeti kerimden anlaşılacağı üzere ölen kimse, ruhun cesedinden ayrılmasından sonra öldüğünü anlamaktadır.

Nitekim hadislerden de anlaşıldığı gibi, ruhun cesetten ayrılması ile birlikte iyi ise nimet ve kötü ise azap başlamaktadır. Bu melekler eceli gelmiş olan mü'mine güzel surette görünüp rıfk ve yumuşaklıkla muamele ederler. Mü'mine verilen bu müjde ve meleklerin güzel görünüşü, şiddetli olan ölüm acılarını unutturur ve onu sevince mazhar eder. Arkadaşlar, Ruhumuz vücudumuzu tedricî olarak terk eder; önce ayaklardan yukarı doğru çekilir ve ayaklar soğumağa başlar. Daha sonra ise bacaklar ve daha yukarı kısımlardan çekilir ve gırtlağa gelince artık insanın dünya ile ilgisi kesilir. Ölmekte olan bir kimse en son hangi duyusunu kaybeder?

Sorusuna cevaben İmam-ı Gazâlî hazretleri şöyle buyurmuştur: “Ölünün his duygularından en son kaybedeceği şey işitmesidir. Zira ruh kalpten ayrıldığı vakit sadece görmesi bozulur. Fakat işitmek, ruh kabzoluncaya kadar kaybolmaz. Bunun için Fahr-i âlem efendimiz; “Ölmek üzere olanlarınıza Lâ ilâhe illallah demeyi telkin ediniz!” (Müslim, Cenâiz 1) buyurmuştur.”

Sonuç olarak yaşanılan bu olaylar neticesinde ölen kimse ruhun bedenden ayrılması ile birlikte dünya hayatının sona erdiğini ve ruhunun bedenden ayrıldığını bilir ve anlar. Ölüm esnasında ölecek kişide bazı haller görülür. Bunların bir kısmı iyiye, bir kısmı da kötüye işarettir. Kişinin alnı terlerse, gözleri yaşarırsa veya nemlenirse ve yahut burun delikleri şişerse işte bu haller iyiye işaret sayılmıştır. Ölmek üzere olan kişide görülen bazı kötü haller de şöyle sıralanmıştır: Hırıltı, yüz rengi ve görüntüsünün çirkinleşmesi ve ağzın köpürmesi. Bunlar da ölmek üzere olana meleklerin verdiği değersizliği, kişinin ölürken halinden memnun olmaması olarak yorumlanmıştır.

Tabii ki bu saydıklarımız herkes için birebir isabetli olmayan haller olabilir. Bunlar genel tanımlamalardır. Bize düşen, kişide görülen her hali iyiye yorumlamaktır. Çünkü onların halini sadece ve sadece Yüce Rabbimiz bilir. O âlem, örtülü bir âlemdir. O âleme giden herkes rahmete, merhamete ve affa muhtaçtır. Giden herkes hakkında iyi konuşmaksa esastır. Zira Allah'ın elçisi Sevgili Peygamberimiz (sav), şöyle buyurdu: "Ölülerinizi hayırla anın." (Nesei, 1936) Rabbim tüm geçmişlerimize rahmet eylesin, bizlere de hayırlı ve imanlı ölebilmeyi nasip eylesin.

Tepkiniz nedir?

like
6
dislike
0
love
1
funny
1
angry
0
sad
2
wow
2