Ağlarken neden burnumuz akar? İşte Cevabı

Ağlarken neden burnumuz akar? İşte Cevabı

Ağlarken neden burnumuz akar? İşte Cevabı

Ne kadar acıklı bir sahne! Hangimiz Jack’in ölümüne hüngür hüngür ağlamadı!? Duygusal bir şarkının en can alıcı kısmında hangimiz göz yaşı dökmedi!? Ağlamak. Bir insanı ağlatabilecek binlerce sebep olabilir. Düştüğünde, üzüldüğünde, soğan doğradığında, çok mutlu olduğunda, hatta dünyaya ilk kez geldiğinde bile tonlarca göz yaşı dökmüş olabilirsin. Sen duygularına yenik düştüğün sırada vücudunda neler oluyor neler… Ağlamak, hem psikolojik hem de fizyolojik olarak insan biyolojisinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Buna da tonlarca göz yaşı eşlik eder. Duygularının şiddetine göre de göz yaşının yoğunluğu ya çoğalır ya da azalır. Hatta eski çağlarda ölen kişinin mezarına ağlayarak doldurulan gözyaşı şişeleri eşlik ederdi. Bilirsin, şu meşhur göz yaşı şişeleri… Kulağa her ne kadar garip bir gelenek ya da günümüzde romantik bir hediye gibi gelse de insanlar niçin göz yaşı dökerler? Duygusal veya fiziksel bir etki sonucu, sinir sistemi tarafından göz kapaklarını sürekli olarak hareket ettirmeye başlarız. Bir süre sonra göz yuvası ile göz kapağı arasında bulunan gözyaşı bezlerinin içinde biriken vücut sıvısı taşmaya başlar. Bu taşma olayına zaman zaman hıçkırık ve hırıldama sesleri de eşlik eder. Gözlerimizin üç farklı çeşitte ağlama yeteneğine sahip olduğunu biliyor muydun? En temel göz yaşımız; gözü kuruluktan kurtarmak için olanıdır. Yani bu; duygularından bağımsız olarak, gözünün kendi işlevini yerine getirebilmesi için ürettiği göz yaşı. Kornea, gözün aşırı kurumasını engellemek ve herhangi bir göz batması yaşamaman için belirli miktarlarda göz yaşı üretir. Hatta göz kuruluğu şikayetinin ardından, doktorun reçeteye yazdığı damlalar da senin temel göz yaşı kimyan ile aynı kimyaya sahiptir. İkinci çeşit ise; refleks sonucu dökülen göz yaşlarıdır. Buna gözün alışık olmadığı maddelere karşı verdiği tepki de denilebilir. Minicik meyve sineklerinden birinin gözüne kaçtığında, akşam yemeği için dakikalarca soğan doğradığında, bir süre boyunca güneşe baktığında, kirpik ya da toz kaçtığında yaşlanan gözlerin bunlara birer örnek olarak gösterilebilir… Üçüncü ve son göz yaşı çeşidi ise aslında herkesin tahmin edebileceği gibi; ruhsal göz yaşı… Çocuğunuzun ilk adımlarını gördüğünüzde, bir ilişkinizden severek ayrıldığınızda, sevdiğiniz birini son kez göremediğinizde ya da zoru başardığınızda, altın madalyonu kaldırdığınızda, o derin şiiri tekrar tekrar okuduğunuzda dökülen göz yaşları… Duygu kontrolü denilen olayın beyinde meydana geldiğini hepimiz biliyoruz. Hipotalamus ile otonom sinir sistemi arasında çok güçlü bir bağ vardır. Bu bağın içindeki asetilkolin ismi verilen nörotransmitterler, lakrimal sistemi yani göz yaşı sistemini, harekete geçirir ve böylece göz yaşı oluşumunu sağlar. “Ağlamıyorum ya gözüme toz kaçtı…” yalanına karşındaki kişi inanabilir ama bu gözler o yalanı yemez! Öfkeden strese, fiziksel bir acıdan, mutluluğa, şok anından hapşırmaya, birçok duygu durumu sinir sistemimizi kolayca tetikler. Tabii bu durumda da gözlerde biriken tüm sıvı anında akmaya başlar. Eğer üç farklı gözyaşı çeşidinden herhangi birini çok şiddetli şekilde yaşıyorsanız, vücudunuz göz yaşı bezlerinden dışarı atamadığı sıvıyı burnunuzdan atmaya çalışır! O esnada aslında; alt göz kapağı kanalı ve üst göz kapağı kanalı birbiriyle birleşerek tek bir kanal oluşturur. Göz kapaklarınızın çok hızlı hareket etmesi sebebiyle de gözyaşları bu kanaldan geçerek burun ve genzin arkasına doğru akar. Yapılan araştırmalara göre her göz, dakikada 1 ila 2 mikrolitre göz yaşı sıvısı biriktirebilir. İçerisinde yaklaşık 7 mikrolitre kadar sıvı barındırabilen göz yaşı bezleri içinde, bundan çok daha fazla sıvı biriktiğinde ise yaşlar dışarı doğru süzülüp yanaklardan akmaya başlar. Fazla miktarda üretilen göz yaşı, geniz boşluğuna açılan kanallardan taştığında ise hasner valfi denilen mukozal kalıntıdan geçerek sıvılaşan mukus ile birlikte burnunuzdan akmaya başlar. İşte salya sümük ağlamak diye buna denir! Aklında olsun; kimi insanlarda mukozal kalıntı olmadığından, burunlarından aldıkları bir sıvıyı, gözlerinden çıkarabilir! Litrelerce sütü iki gözünden de fışkırtabilen insanların, dünya rekortmenleri olarak anılmalarına şaşmamak gerek… Unutma; gözler asla yalan söylemez; içinden süt fışkırsa bile!

Tepkiniz nedir?

like
0
dislike
0
love
0
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0